Sürdürülebilirlik, bireylerin, kurumların ve hükümetlerin yeni hayat tarzı olmaya başladı. Bugün yüzleşmekte olduğumuz çevresel, sosyal ve ekonomik sorunların çözümü sürdürülebilir uygulamalardan geçiyor. Kurumsal sosyal sorumluluk farkındalığı yüksek birçok kamu ve özel sektör kuruluşu, yaşanılabilir bir gelecek inşa etmek için oluşturdukları politikaların sürdürülebilir olması gerektiğinin bilincinde. Bu da çevresel etkilerin azaltılması, topluluk katılımın artırılması, çalışanlara maaştan daha fazla fayda sağlanması ilkeleriyle mümkün. Bu bakış açısıyla gerçekleştirilen faaliyetlerin, oluşturulan planların, belirlenen hedeflerin ve taahhütlerin hepsinin bir arada olduğu bir doküman, şirketin sürdürülebilirliğe bakış açısını da ortaya koyacaktır. Günümüzde birçok markanın yıllık periyotlarla ve gönüllülük esasına dayalı olarak hazırladığı bu dokümana sürdürülebilirlik raporu adını veriyoruz.

Sürdürülebilirlik raporu, bir şirketin, kurumsal sürdürülebilirliğin üç temel bileşeni olan ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik konularındaki performansını açıklar. Şirketler, bu raporlama çalışmasında sürdürülebilirlikle ilgili sorunları, bu konudaki riskleri ve fırsatları, güçlü ve zayıf yanlarını, kendisinin ve paydaşlarının potansiyellerini ele alır. Her şirketin ürün ve hizmet gamı, faaliyet gösterdiği sektör, bulunduğu konum, maruz kaldığı çevresel faktörler, çalışan profili vb gibi faktörleri farklı olduğundan sürdürülebilirlikle ilgili çalışmaları da değişkenlik gösterebilir. Fakat sürdürülebilirlik raporlarının hazırlanış biçimi, temel konu başlıkları, değerlendirmeye aldığı konular birçok yönden benzerlik gösterir. Günümüzde birçok kuruluş, kurumsal sürdürülebilirlik raporu hazırlarken GRI (Global Reporting Initiative) ilkelerini ve standartlarını kullanıyor.

GRI, şirketlerin raporlama yaparken hangi metotları kullanacağını ve hangi konulara değinmesi gerektiğini açıklar. Bu bağlamda bir şirket hazırladığı raporda paydaşlarına, enerji, su ve atık yönetimi gibi çevresel; adil rekabet, yolsuzlukla mücadele ve ekonomik performans gibi finansal; istihdam, çalışan memnuniyeti, çalışan hakları, iş sağlığı ve güvenliği gibi sosyal konularla ilgili bilgilendirme yapar. Ayrıca, bu konulara ilişkin yeni hedeflerini ve geçmişteki hedeflerini karşılama düzeyini açıklar.

Sürdürülebilirlik Raporu Nasıl Hazırlanır ?

1-Veri Toplanması

Veri toplama, sürdürülebilirlik raporu hazırlığında en kritik ve en fazla zaman alan adımlardan biridir. Bu aşama raporlama döneminin başından itibaren başlar ve rapor tamamlanana kadar devam eder. Kurumun çevresel, sosyal ve ekonomik performansını ölçen neredeyse her bilgi raporun doğru, tutarlı ve şeffaf olması açısından önemlidir. Bu nedenle, hiçbir bilgi göz ardı edilmemelidir. Şirketler bunun için ayrı bir süreç planlamalı ve bu konuda uzman kişilerden oluşan bir ekip kurmalıdır. İhtiyaç halinde hangi bilgileri toplaması gerektiği hakkında danışmanlık hizmeti de alabilir.

Sürdürülebilirlik raporlama için veri toplama sürecinin kapsamı ve karmaşıklık düzeyi kurumun faaliyet alanına ve sürdürülebilirlik politikalarına bağlı olarak değişebilir. Yani bu sürecin mutlaka keskin sınırları olduğunu söylemek pek doğru olmayacaktır. GRI da bu konuda çok belirgin standartlar ve yönergeler yayınlamamıştır. Sadece raporlama için veri toplama sürecinin nasıl yürütüleceğine dair birtakım tavsiyeleri mevcuttur. Veri doğruluğu ve güvenilirliği açısından raporlamanın içeriğini ve kalitesini büyük oranda belirlediğinden, veri toplama sürecinin oldukça önemli bir adım olduğunu söyleyebiliriz.

Veri toplama sürecinin belirli metrikleri olmalıdır. Örneğin; hangi verilerin ne zaman, nasıl ve kimden toplanacağı, zaman çizelgesi ve önemli kilometre taşları, bu süreçte kullanılacak araçlar ve yöntemler vb gibi konular açık ve net planlar bulunmalıdır. Veri toplama süreciyle ilgili net bir kılavuz bulunmasa da bu sürecin de yine GRI’nın raporlama ilkeleriyle uyumlu olması tavsiye edilmektedir.

Veri toplama aşamasında paydaşlarla güçlü bir iş birliği kurulması, veri girişinin kalitesini ve güvenilirliğini sağlamak için birtakım eğitimler alınması ve raporlamayı yapan ekip ile kurumsal sürdürülebilirlik ekibi arasında hızlı ve etki bir iletişim olması çok önemlidir. Şirketler, veri toplama aşamasında yaşanacak aksamalar ve gecikmeler için mutlaka alternatif planlar yapmalıdır. Bu süreçte, dijital araçların kullanımının, veri toplama verimliliğini artırmaya yardımcı olduğunu ve verilerin fizibilitesini ve izlenebilirliğini sağladığını belirtmekte fayda var.

2-Verilerin Değerlendirilmesi

Sürdürülebilirlik raporu hazırlamak için birçok veri toplanır. Bu verilerin birçoğu ham veridir, yani ancak işlendikten sonra paylaşmaya hazır hale gelir. Örneğin, şirketin, raporlama döneminde her ay ne kadar elektrik ve su tükettiği bilgisi mevcut olabilir. Fakat bu bilgilerin raporu okuyanlar tarafından ilk bakışta anlaşılacak bir grafiğe, tabloya vs dönüştürülmesi gerekir. Bu noktada, rapordaki birçok verinin nicel ve karşılaştırılabilir olması gerektiğini hatırlatalım. Yani, “su ayak izi zamanla azaldı” veya “enerji tüketimi düştü” gibi ifadelerin yerine sayısal verilerin kullanılması gerektiğinden bahsediyoruz. Bu bilgiler, raporu okuyup değerlendirme yapan kişi veya kurumlarda çok daha somut, tam ve tutarlı bir fikir oluşmasını sağlayacaktır.

Veri toplama sürecinde elde edilen her bilginin rapora konulması pek doğru değildir. Raporda mutlaka işe yarar, kurumun sürdürülebilirlik performansı hakkında net fikirler veren bilgiler olmalıdır. Bu bilgiler, kurumun gelecek planlamalarının ve hedeflerinin anlaşılabilir olmasını da sağlamalıdır. Örneğin, karbon ayak izinin ilgili raporlama döneminde azaldığı sayısal veriler kullanılarak ifade edilmişse, bir sonraki raporlama döneminde veya daha uzun vadede bu konuda ne tür bir hedef olduğu da belirtilmelidir. Rapora hangi bilgilerin konulacağı da GRI standartlarından faydalanılarak belirlenebilir. GRI, sürdürülebilirlik raporlama için birtakım ilke ve prensipler belirlemiş ve raporun temel konu başlıklarının ve çerçevesinin nasıl inşa edilmesi gerektiğini açıklamıştır. Veri değerlendirme aşamasında GRI standartlarından faydalanmak raporun daha doğru ve hedefe uygun şekilde yayınlanmasını kolaylaştıracaktır.

Veri değerlemesi yapılırken kurumun toplanan verilerden yola çıkarak yaptığı öz eleştriler de rapora dahil edilmelidir. Kurumun sürdürülebilirlikle ilgili sadece pozitif yönleri değil, eksik ve yanlış yaptığı şeyler de – varsa – rapora mutlaka eklenmeli ve bunla ilgili kapsamlı bir analiz yapılmalıdır.

3-Boşluk Analizi

Boşluk analizi (gap analysis), genel bir kavram olup özetle mevcut durum ile hedeflenen durumun karşılaştırılmasını ifade eder. Sürdürülebilirlik raporlama sürecinde şirketler, mevcut sürdürülebilirlik performansı ile aslında olmak istediği konumu karşılaştırmalı, yani bir boşluk analizi yapmalıdır.

Şirketler, kurumsal sürdürülebilirlik politikaları kapsamında birtakım somut hedefler belirleyip o hedefler doğrultusunda çalışmalar yürütür. Günün sonunda bu hedefi yakalamış veya hedefin uzağına kalmış olabilir. Örneğin, istihdamda kadın oranının % X seviyede olması gibi bir hedef koymuş fakat hedeflediği rakama ulaşamamış ya da üretimde geri dönüştürülmüş malzeme kullanım oranını % Y olarak belirlemiş fakat belirlenen periyotta bu oranı elde edememiş olabilir. Sürdürülebilirlik raporu hazırlanırken bir boşluk analizi yapılıp bu hedeflere neden ulaşılamadığı detaylandırılmalıdır.

Boşluk analizi, şirketlerin sürdürülebilirlik raporlama yaparken mutlaka yapması gereken bir çalışmadır. Zira, sürdürülebilirlik hedefleri oldukça motive edici olmakta ve hatta zaman zaman – tabiri caizse – paydaşların gözünü boyayabilmektedir. Kaldı ki, “1 sene içerisinde karbon ayak izimizi yüzde 50 azaltacağız” gibi oldukça zor, hatta ütopik sayılacak bir hedef koymak mesele değil. Aslolan bir yılın sonunda bu hedefi yakalamaktır. Şirketler de raporlama yaparken sürdürülebilirlik hedeflerine ne ölçüde ulaştıklarını, eğer istenen hedeflere ulaşılamamışsa bunun nedenlerini şeffaf bir şekilde açıklamalı ve analiz etmelidir. Bu, şirketin sürdürülebilirlik anlamında zayıf kaldığını göstermediği gibi sürdürülebilirlik taahhütlerine ne kadar bağlı kaldığını ispatlar. Ayrıca, paydaşların kuruma daha fazla güvenmesini sağlar ve kurumsal itibarı artırır.

Boşluk analizi zaman zaman SWOT analizi ile karıştırılabiliyor. Yeri gelmişken bu konuya da bir açıklık getirelim. SWOT analizi şirketi rakiplerine ve piyasa şartlarına bağlı olarak değerlendirir ve genellikle ileriye dönüktür. Boşluk analizi ise bir şirketin bugününe bakar ve bugün nerede olmak istediğini değerlendirir. Kurumsal sürdürülebilirlik raporlama açısından değerlendirildiğinde, boşluk analizinin genellikle kısa vadeli hedefler için yapıldığını fakat uzun vadeli hedefler için de kullanılabileceğini belirtmekte fayda var.

4-Paydaş Analizi

Paydaş analizi, sürdürülebilirlik raporlaması yaparken her işletmenin doğrudan veya dolaylı olarak ihtiyaç duyacağı bir çalışmadır. Sadece bu raporlama için değil, kurumun diğer birçok süreci için de kısmi veya kapsamlı paydaş analizleri yapılmaktadır. Örneğin, müşteri memnuniyeti / şikayeti yönetim sistemi çalışmalarının bir parçası olarak şirketler müşterilerin nabzını tutmak; telefon, mail, anket vb gibi araçlarla onlarla iletişime geçip ürün ve hizmetleri hakkındaki düşüncelerini almak isterler. Müşteriler, şirketlerin birer paydaşı olduğu için böyle bir çalışma da paydaş analizi olarak değerlendirilebilir. Yine sosyal uygulunluk denetimleriyle tedarikçi performansının değerlendirilmesi, hisse senedi değerlemesi ile yatırımcıların şirkete bakış açısının tespit edilmesi, çalışanların memnuniyetinin ve işe bağlılıklarının araştırılması gibi çalışmalar da paydaş analizi kapsamına girer.

Bir şirketin paydaşı sadece çalışanları, müşterileri, tedarikçileri, yatırımcıları değildir elbette. Şirketin yöneticileri, üye olan meslek odaları, bağlı bulunulan sanayi odası, sendikalar, belediyeler, kamu kuruluşları ve yerel halk da şirketin diğer paydaşlarıdır. Kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması yapılırken bu paydaşların tamamıyla ilgili araştırmalar yapılmalıdır. Burada amaç, hangi paydaşın kurumun hangi faaliyetleri üzerinde ne kadar etkisi olduğunu belirlemek ve onlarla olan etkileşimi artırmaktır. Paydaşların da kurumların sürdürülebilirlik politikaları ve hedefleri üzerinde doğrudan etkisi olduğundan onlarla sürdürülebilirlik paydasında buluşabiliyor olmak bir şirketin en önemli misyonlarından biri olmalıdır. Bu da sürdürülebilirlik raporlama çalışmalarında mutlaka ele alınması, değerlendirilmesi ve hakkında geleceğe dair planlamaların yapılması gereken bir konudur.

Sürdürülebilirlik raporlaması için yapılan paydaş analizi çalışmasında öncelikle paydaşlar tespit edilmelidir. Daha sonra bu paydaşların önceliklendirilmesi, yani kurumun faaliyetlerinde yararlandığı ve kurumun faaliyetlerinden yararlanan paydaşlar ortaya çıkarılmalıdır. Hizmet verilen ve hizmet alınan paydaşlar ve bu hizmetlerin kapsamı belirlenmeli ve tüm bunların ne kadar sürdürülebilir olduğu ve ne derece sürdürülebilirlik potansiyeli içerdiği analiz edilmelidir. Sürdürülebilirlik raporuna gerekirse paydaşlardan alınan geri dönüşler, görüş ve öneriler de doğrudan dahil edilmelidir.

5-GRI Soru Setlerinin Belirlenmesi

GRI (Küresel Raporlama Girişimi), kuruluşların sürdürülebilirlik raporlaması yaparken yararlandığı kılavuz bilgileri, ilkeleri ve standartları yayınlar. Günümüzde neredeyse tüm şirketler, raporlama çalışmalarını GRI’nın yayınladığı standartlara göre yapıyor. Bu bağlamda, sürdürülebilirlik raporu içerisinde GRI’nın standartlarına göre derlenmiş bilgilerin olması ve her bir standartla ilgili açıklamaların yer alması gerektiğini belirtmekte fayda var. Kuruluşlar, rapor yazımına geçmeden önce, daha veri toplama ve değerlendirme aşamalarını bu standartlara uygun şekilde sürdürmelidir.

GRI soru setleri, sürdürülebilirlik raporu içerisinde doğrudan ya da dolaylı olarak cevaplanması gereken soruları ifade etmektedir. Her bir soru seti GRI’nin ilgili standardına göre hazırlanmalıdır. GRI’nin standartları ise şunlardır:

  • Ekonomik / GRI 200 serisi standartlar
    • 201 – Ekonomik performans
    • 202 – Piyasada yer edinme
    • 203 – Dolaylı ekonomik etkiler
    • 204 – Tedarik uygulamaları
    • 205 – Yolsuzlukla mücadele
    • 206 – Rekabet dışı davranışlar
  • Çevresel / GRI 300 serisi standartlar
    • 301 – Malzemeler
    • 302 – Enerji
    • 303 – Su
    • 304 – Biyoçeşitlilik
    • 305 – Emisyonlar
    • 306 – Sıvı atıklar ve su
    • 307 – Çevresel uyum
    • 308 – Tedarikçi çevresel değerlendirmesi
  • Sosyal / GRI 400 serisi standartlar
    • 401 – İstihdam
    • 402 – Çalışan / yönetim ilişkisi
    • 403 – İş sağlığı ve güvenliği
    • 404 – Eğitim
    • 405 – Çeşitlilik ve fırsat eşitliği
    • 406 – Ayrımcılık yapmama
    • 407 – Sendikalara ve toplu iş sözleşmesine katılım özgürlüğü
    • 408 – Çocuk işçiliği
    • 409 – Zorla işçi çalıştırma
    • 410 – Güvenlik uygulamaları
    • 411 – Yerel halkın hakları
    • 412 – İnsan hakları değerlendirmeleri
    • 413 – Yerel topluluklar
    • 414 – Tedarikçi sosyal değerlendirmesi
    • 415 – Kamu politikaları
    • 416 – Müşteri sağlığı emniyeti
    • 417 – Pazarlama ve etiketleme
    • 418 – Müşteri gizliliği
    • 419 – Sosyoekonomik uyum

6-Sürdürülebilirlik Raporu Çerçevesinin Oluşturulması

Sürdürülebilirlik raporuyla ilgili gerekli bilgiler toplanıp analiz edildikten sonra rapor yazım aşamasına geçilebilir. Rapor metni oluşturulmadan önce raporun genel hatlarının yani yer alacak konu başlıklarının belirlenmesi, raporu çok daha etkili ve amacına uyun hale getirecektir. Bununla ilgili net ve zorunlu bir çerçeve bulunmamakla beraber, her şirket kendi rapor formatını kendi seçebilir. Bunda, ürün ve hizmetlerin özellikleri, faaliyet gösterilen sektör ve pazarlar, paydaş profili vb gibi faktörler etkili olabilir. Örneğin, tehlikeli kimyasallar üretip satan bir firmanın çevresel konulardaki hassasiyeti çok daha fazla olacaktır. Aynı şekilde, çok uluslu bir şirketin, çalışan memnuniyeti, eşitliği, çeşitliliği ve kapsayıcılığı konusunda daha kapsamlı ve etkin politikalar  geliştirmesi ve raporunda buna yer vermesi kaçınılmazdır.

Sürdürülebilirlik raporunun içeriği şirketten şirkete farklılık gösterse de her birinde bazı temel konuların ortak olduğunu söyleyebiliriz. Zira, şirketlerin, raporlarını GRI’nın ilke ve standartlarına göre hazırladığını biliyoruz. Örneğin, raporlardaki GRI içerik indeksi ortak başlıklardan biridir. Her şirket, GRI standartlarına atıfta bulunan bir bölüm koyarak, bahsedilmesi gereken her bir konuyu raporun hangi bölümünde ve hangi standardın hangi maddesine uygun şekilde ele aldığını belirtmelidir. Bunun yanında, raporun giriş bölümünde kısaca raporun kapsamı ve hedeflerine, yönetim kurulu başkanı, genel müdür ve CEO’ların mesajlarına, kurumu tanıtan özet bir bilgiye ve genel olarak kurumsal sürdürülebilirliğe bakış açısına yer verilmelidir.

Şirketin faaliyet alanına bağlı olarak değişmekle beraber, sürdürülebilirlik raporunun,

  • iklim değişikliği,
  • su, enerji ve atık yönetimi,
  • risk yönetimi,
  • kaynak yönetimi,
  • tedarik zinciri süreçleri,
  • çalışma ortamı ve çalışan memnuniyeti,
  • sosyal, çevresel ve ekonomik performansı göstergeleri,
  • ar – ge ve inovasyon çalışmaları,
  • gelecek hedefleri,
  • paydaş ilişkileri,
  • yolsuzlukla mücadele,
  • yerel toplulukların hakları

ve buna benzer konulara cevap olacak konu başlıklarından oluşması son derece önemlidir.

7-Sürdürülebilirlik Raporu Metninin Oluşturulması

Sürdürülebilirlik raporunun ne kadar iyi hazırlandığı, okuyucuların ilgisini ne kadar çektiği ve amacına ne oranda ulaştığına bağlı olarak değişir. Bu bağlamda, rapor metninin mutlaka net, tutarlı ve şeffaf; ayrıca konuyla ilgili uzman olmayan kişilerin de anlayabileceği bir dilde hazırlanması son derece önemlidir.

Raporun uzunluğu / sayfa sayısı ile ilgili kesin bir sınır bulunmuyor. Fakat raporun çok uzun olması ve gereksiz detaylar içermesi tavsiye edilmiyor. Aksine, olabildiğince özet bilgilerden oluşması ve kurumun sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında gerekli bilgileri aktarması isteniyor. Fakat yine de raporlama çalışması içerisinde değinilmesi gereken birçok konu yer aldığından kurumların sürdürülebilirlik raporlarının çok da kısa olamadığı bir gerçektir. Bu kadar uzun raporları okumak birçok kişi ya da kurum için bazen zahmetli (!) olabiliyor. Bunun için raporlarda mutlaka bir özet bölümü olmalı ve performans göstergelerinin listelendiği bir grafik, tablo, resim ve / veya infografik çalışması yer almalıdır.

Raporun hedef kitleye ulaşması da bir diğer önemli konudur. Rapor, sadece şirketin kurumsal web sitesinin bir bölümüne konulursa, ne yazık ki herkes tarafından erişebilir olmayacaktır. Bunun yerine, sosyal medya platformlarından da paylaşımla yapılarak raporun tüm paydaşlar tarafından incelenmesi sağlanabilir. Ayrıca, raporu ilgi çekici kılmak için ayrı bir özet rapor, sunum, bülten ya da video da düzenlenebilir.

Sürdürülebilirlik raporu hazırlamak, ayrı bir uzmanlık gerektirir. Her sürdürülebilirlik uzmanının iyi bir rapor hazırlanması beklenemez. Şirketlerin raporlama çalışmasının veri toplama / değerlendirme, paydaş analizi, boşluk analizi vb gibi adımlarında olduğu gibi metin oluşturma konusunda da uzman(lar) istihdam etmesi ya da bu konuda dışarıdan hizmet alımına gitmesi gerekir. Rapor metninin, kurumların paydaşlarıyla sürdürülebilirlik konusunda en önemli iletişim aracı olduğu ve bu nedenle çok iyi hazırlanması gerektiği unutulmamalıdır.

8-Raporun İngilizce Çevirisi

Sürdürülebilirlik raporları, genellikle faaliyet gösterilen ülkenin diline göre hazırlanır. Fakat giderek globalleşen dünyamızda sadece yerel dillere göre hazırlanmış raporlar, asıl amacına ulaşamayacaktır. Zira, şirketlerin müşterileri artık sadece yerel toplumlardan gelmiyor. Aynı şekilde birçok şirketin yurt dışından da tedarikçileri ve yatırımcıları mevcut. Hatta bazı şirketlerin hissedarları bile farklı uyruklardan olabiliyor. Farklı ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarına üye olan veya yabancı şirketler ve üniversitelerle iş birliği içerisinde olan çok sayıda şirket var. Bu nedenle, kurumsal sürdürülebilirlik raporlarının mutlaka İngilizce dilinde de hazırlanması gerekiyor. Böylelikle, şirketin sürdürülebilirlik çalışmaları ve politikaları, bu rapor aracılığıyla yerli ve yabancı, iç ve dış tüm paydaşlar tarafından rahatlıkla anlaşılabilecektir.

Türkçe hazırlanan sürdürülebilirlik raporları daha sonra İngilizce’ye çevrilebilir. Bunun için sürdürülebilirlik konusunda da uzman olan; sürdürülebilirlikle ilgili terimlere hakim olan ve teknik İngilizce seviyesi yüksek olan kişilerden yardım alınmalıdır. Yani, her İngilizce’si iyi olan kişinin raporu İngilizce’ye doğru bir şekilde çevirmesi mümkün değildir. Bunun için mutlaka profesyonel bir destek alınmalıdır.

9-GRI Onayı Alınması

Şirketler, sürdürülebilirlik raporlarını GRI standartlarına uygun şekilde hazırladığı takdirde, raporunu GRI’ya göndererek kayıt ettirmelidir. Bunun için GRI’nın yönettiği GRI Standartları Rapor Kayıt Sistemi (GRI Standards Report Registration System) kullanılıyor. Bu sistem, rapor düzenleyen kuruluşların, GRI standartlarına dayalı bir sürdürülebilirlik raporu veya GRI sürdürülebilirlik raporlama standartlarına atıfta bulunularak hazırlanmış herhangi bir dokümanı kaydetmelerine olanak tanıyan bir araçtır. Sistem, bir kuruluşun mevcut ve gelecekteki GRI standartlarına dayalı raporları için bir hesap tutmasını sağlıyor.

Şirketler, bu sistem üzerinden sürdürülebilirlik raporları yükleyerek;

  • GRI’yi gerektiğinde raporlarında GRI standartlarının kullanımı konusunda bilgilendirir,
  • GRI’nin çevrimiçi rapor havuzları aracılığıyla yüklenen raporlar için ek gösterim elde eder,
  • tüm GRI standartlarına dayalı sürdürülebilirlik raporları için bir arşiv oluşturur,
  • sürdürülebilirlik araştırması ve trend analizi için kapsamlı bir veri havuzuna katkıda bulunur.

GRI onayı almak üzere sisteme sürdürülebilirlik raporu yüklemek isteyen kuruluşlar, https://www.globalreporting.org/reportregistration/registeredreports adresini kullanabilir. Sisteme giriş yaptıktan sonra önce kuruluşa ait bilgilerin yazılması ve daha sonra raporun yüklenmesi gerekiyor. Rapor, GRI tarafından incelendikten sonra, eğer GRI standartlarına uygunluğu konusunda bir sorun yoksa onaylanır ve GRI rapor havuzunda yayınlanmaya başlar.