Karbon Ayak İzi

Karbon Ayak İzi Nedir ?

İnsan eylemleri sonucunda atmosfere salınan sera gazlarının CO2 (Karbondioksit) ölçülmesiyle ortaya çıkan değere “Karbon ayak izi” denir. Başka bir deyişle insanın doğaya ve atmosfere verdiği zararın bir ölçeğidir diyebiliriz. Çeşitli hesaplamalar ve ölçümlerle karbon ayak izinin ya da çevreye verilen zararın kişiden kişiye göre değiştiğini söylemek mümkün.

Karbon ayak izi kendi içerisinde birincil ve ikincil olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu ayrım çevreye ve atmosfere verilen zararın anlaşılması bakımından oldukça önemlidir. Birincil ayak izi; gün içerisinde yapılan ulaşımlar ve evde kullanılan makineleri temel alırken ikincil ayak izleri bütün yaşam boyunca doğa ve atmosfere verilen zararı anlatmaktadır. Karbon ayak izi hesaplanabilir bir olgudur ve çevreye oldukça da zarar verir. Bu zararı ve karbondioksit emisyonunu engelleyebilmek için önce doğru olarak ölçebilmek ve önlemler almak gerekmektedir. 

Bu zararlardan doğan en önemli sonuçlar ise maalesef küresel ısınma ve iklim değişiklikleridir. Karbondioksit salınımı doğrudan doğruya ve ya dolaylı olarak tükettiğimiz fosil yakıtlar sonucunda ortaya çıkmaktadır. Örneğin bir fabrikanın üretim için elektrik kullanması ve ya evlerimizde ısınmak için doğalgaz kullanmamız bir karbondioksit salınımına yani bir karbon ayak izine sebep olur. Bunu ölçen yönteme ise karbon ayak izi hesaplaması denilmektedir.

Genellikle senelik olarak yani yıllık dönemler periyodunda ton bazında ölçülerek hesaplanır.

Bir kişinin olabileceği gibi, bir kurumun, bir ulusun ve ya herhangi bir organizasyonun karbon ayak izi olabilir. Bir karbon ayak izinin niceliği belirlendiğinde onu azaltmak için yenilikçi yöntemler de geliştirilebilir.

Örneğin çevre politikaları, yeni teknolojiler ile beraber gelişen enerji verimliliği teknolojileri karbon ayak izini azaltmak için oldukça etken rol oynayabilirler.

Kurumsal Karbon Ayak İzi Nedir ?

Bir işletmenin faaliyetlerinden kaynaklı doğrudan veya dolaylı olarak ortaya çıkan sera gazı emisyonlarını ifade etmektedir. Son yıllarda tüm dünyada kurumsal karbon ayak izi hesaplamaları ile ilgili birçok çalışma yürütülmekte, çeşitli standartlar oluşturulmaktadır. Bu bağlamda, bir şirketin üretim, satış, pazarlama, insan kaynakları, tedarik zinciri yönetimi vb gibi süreçlerinde ortaya çıkan ayak izini hesaplaması gerekmektedir. Ayrıca, işletmenin tüm sahalarında (tesisler, ofisler, fabrikalar, atölyeler vs) elektrik, su, doğal gaz gibi kaynakların kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan dolaylı sera gazı emiyonları da bu hesaba dahil edilmelidir. Aynı şekilde, bir kuruluş, bu tür kaynakları işletme dışına ihraç ediyorsa, bunlardan kaynaklı sera gazı emisyonları da toplam kurumsal karbon ayak izi bileşenleri arasına girmektedir.

Kurumsal karbon ayak izi hesaplama çalışmalarında tüm dünyada referans alınan birçok standart mevcuttur. Bunlar arasında en yaygın şekilde kullanılan ISO 14064 standartlar serisidir. Toplamda 3 bölümden oluşan ISO 14064;

  • İşletmelerde sera gazı envanterlerinin tasarımı, geliştirilmesi, yönetilmesi ve raporlanması
  • Kurumsal karbon ayak izinin düşürülmesi için yürütülen özel projelerin kapsamı
  • Sera gazı envanterlerinin doğrulanması

gibi konularda şirketlere yol göstermektedir.

Karbon hesaplaması yapan, bu hesapları doğrulayan ve şeffaf bir şekilde raporlayan şirketler, kurumsal sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk ilkelerini önemsiyor diyebiliriz. Zira, karbon ayak izinin düşürülmesi için öncelikle bu ayak izinin doğru bir şekilde hesaplanması ve dokümante edilmesi gerekmektedir. Şirketler de ISO 14064 başta olmak üzere konuyla alakalı diğer tüm standartlara uygun şekilde hesaplama yaparak bu konuda sorumluluklarını yerine getirmektedir ve sektördeki diğer kuruluşlara örnek olmaktadır.

Karbon Ayak İzi Nasıl Hesaplanır?

Karbon ayak izleri bireysel ve kurumsal olmak üzere ikiye ayrılır.

Kişisel Karbon Ayak İzi Hesaplama :

Bireysel karbon hesaplanması için internette çevrimiçi birçok hesap programına rastlayabilirsiniz. Bunlardan bazıları California Üniversitesi gibi köklü kurumların hazırladığı hesap makineleridir. Ama biz de bu yazımızda yeme içme alışkanlıkları, eğlence alışkanlıkları, elektrik kullanımı gibi bir çok etmenden faydalanarak ortalama bir karbon ayak izi hesaplamasında bulunacağız.

Türkiye’de 2017 yılında yapılan bazı çalışmalar göstermiştir ki, Türkiye’de kişi başına düşen ortalama karbon ayak izi yaklaşık olarak 3.200 ton CO2’dir. Yine yapılan bir çalışmayla bir bireyin bıraktığı karbon miktarı yüzdelik dilimde şu şekilde belirtilmiştir:

%16 Petro-Kimyasal ve diğer yakıt türleri

%13 Eğlence ve Turizm sektörü

%12 Kamusal alandaki enerji tüketimleri

%12 Yapılan elektrik tüketimleri

%10 Kişisel motorlu araç kullanımı

%9 Ev eşyaları ve dekorasyonları

%7 Motorlu taşıt üretimindeki pay

%6 Tatil ulaşımı

%5 İçecek ve Yiyeceklerin tüketimi

%4 Giyecek yani elbise tüketimi

%3 Toplu taşımaların kullanımı

%3 Ekonomik hareketler

Kurumsal Karbon Ayak İzi Hesaplama :

Kurumsal ayak izi hesaplamaları ise biraz daha meşakkatli gibi gözükebilir.  Kurumsal karbon ayak izi hesaplaması, uzman olarak çalışan çevre şirketleri tarafından denetlenerek ve raporlanarak yapılır. Doğru hesaplama yapılabilmesi için denetleme, veri toplama ve raporlama olmak üzere bu üç maddenin kusursuz olarak yapılması gerekmektedir.

Kurumsal karbon hesaplaması ISO 14040:2006  standardına göre yapılmaktadır. Ayrıca Uluslararası Sera Gazı Protokolünce belirtilen kapsamlar altında değerlendirilirler. Bu maddeler evrene yayılan karbon miktarının doğrudan yayılımlı ve ya enerji dolaylı yayılımlı olmasına göre sınıflandırılırlar. Bu sınıflandırmayı şöyle yapabiliriz.

Doğrudan sera gazı yayılımları, Birincil karbon ayak izi olarak da adlandırılmakla beraber denetim yapan kurumun raporlarında belirtilir. Bu kapsam altında değerlendirilen ayak izleri ilgili firmaya ait olan ve firmanın bizzat sahip olduğu ya da kontrolünde bulunan fosil ve Petro-kimyasal yakıtların yakılmasıyla ortaya çıkmaktadır.

Enerji dolaylı sera gazı yayılımları, bu ölçümler ayrıca ikincil karbon ayak izi olarak adlandırılmakla birlikte rapor yazıcı firma tarafından yapılan dolaylı bir ölçüm parametresinin adıdır. Enerji kullanımı kaynaklı olarak dolaylı yoldan kullanılan enerjiden kaynaklanan kurumsal karbon ayak izini temsil etmektedir. Bunlar elektrik, ısınma, soğutma ve iklimlendirme gibi sistemlerde kullanılan enerji dolayısı ile açığa çıkar.

Toplam karbon ayak izinin oluşumuna sebep olan bir diğer husus da tüm ayak izinin %34’ünü oluşturan firma kaynaklı olmayıp, firmanın tüm satın alma aktivitelerinde ortaya çıkan ayak izidir. Dilerse firma özel olarak ölçtürebilir.

Kurumsal Karbon Ayak İzi Hesaplama Nasıl Yapılır?

Kurumsal sürdürülebilirlik farkındalığına sahip şirketler, belirli periyotlarda kurumsal karbon ayak izi hesaplama çalışmaları yapmaktadır. Bunun için işletmeler, öncelikle kurumsal karbon ayak izi konusunda yürütülen çalışmaların işletmenin çevresel sürdürülebilirlik politikalarının ve hedeflerinin bir parçası olduğunun farkında varması gerekmektedir. Zira, çevresel konularda izlenen stratejilerin kurumsal karbon ayak izi kadar su ayak izi, ekolojik ayak izi, atık yönetimi vb gibi boyutları da vardır. Tüm bu çevresel çalışmaların bir bütün olarak yürütülmesi büyük önem arz etmektedir.

Kurumsal karbon ayak izi hesaplama için şirketler ulusal ve uluslararası standartları referans almalıdır. ISO 14064 bu konuda genel bir çerçeve çizerken, şirketin faaliyet alanına bağlı olarak sektör, ürün, hizmet veya süreç bazlı standartlar da mevcuttur. Bu düzenlemelrden yola çıkarak bir şirketin kurumsal karbon ayak izi hesaplamalarında genel olarak şu yöntemleri izlemesi gerektiğini söyleyebiliriz:

  • Doğrudan ve dolaylı sera gazı emisyonu kaynaklarının belirlenmesi
  • İşletme bünyesinde veya faaliyet alanı sınırları içerisinde atmosferden sera gazı uzaklaştırması yapan fiziksel birim veya proseslerin (sera gazı yutakları) belirlenmesi
  • Sera gazı emisyonlarının hesaplamalarında kullanılacak doğru, tutarlı ve dokümante edilebilen metodolojilerin ve modellerin seçilmesi
  • Kurumsal karbon ayak izi hesaplamalarında dahili veya harici sera gazı aaliyet verileri kullanılacaksa bunların seçilmesi ve gerekçelendirilmesi
  • Sera gazı emisyon ve uzaklaştırmalarıyla ilgili kullanılan faktörlerin belirlenmesi; bunlar arasında, kaynakların ve yutakların tespiti, hesaplama zamanı, süresi, belirsizlik değeri; hedeflenen kullanımıyla uygun olması vb gibi faktörleri sayabiliriz.
  • Şirket, bu adımlardan sonra sera gazı envanter çalışması yaparak kurumsal karbon ayak izini hesaplayabilir.

Karbon ayak izi konusunda hesaplama ve raporlama yapan şirketler, envanterlerine ayrıca, sera gazı emisyonlarını düşürmek için gerçekleştirdiği faaliyetleri de dahil edebilir.

Elde edilen karbon ayak izi değerinin daha sonrasında doğrulanması gerektiğinden, şirketlerin hesaplamalarında kullandığı tüm ölçüm ekipmanı, sistemi, süreci, teknikleri vs de bakım ve kalibrasyon çalışmaları ile periyodik olara doğrulaması gerekmektedir. Bu tür çalışmalar da sera gazı envanteri kalite yönetiminin bir parçasıdır.

Karbon Ayak İzi Nasıl Azaltılır?

Karbon ayak izi azaltılması için bireysel olarak bizlerin ve kurumların yapabileceği çok sayıda şey var. Hayatımızdaki her eylemi sürdürülebilir hale getirmeye çalıştığımızda aslında karbon ayak izini düşürmek için de somut adımlar atmış olacağız. İşletmeler de kurumsal sürdürülebilirlik felsefesini tüm iş süreçlerine yaydığı zaman karbon ayak izlerini zamanla azaltmaya başlayacaktır.

Karbon ayak izini azaltmak için bireysel olarak hayatımızda şu değişiklikleri yapabiliriz:

  • Toplu taşımayı tercih etmek
  • Bisiklet kullanmayı alışkanlık haline getirmek
  • Evlerimizde enerji verimliliği yüksek cihazlar kullanmak
  • Kırmızı et tüketimini azaltmak
  • Geri dönüştürülebilir ürünler kullanmak / plastik kullanımını azaltmak
  • Gereksiz su ve elektrik tüketiminden kaçınmak / boşa yanan lambaları söndürmek, bulaşık makinesini tam kapasite çalıştırmak gibi…
  • Kombi sıcaklıklarını olabildiğince düşük tutmak / 1oC düşürmek bile çevresel etkileri azaltır, maddi tasarruf sağlar.
  • Başta gıda konusunda olmak üzere atıklarımızı olabildiğince azaltmak, hatta sıfıra indirmeye çalışmak
  • Çevre temizliğine azami önem göstermek / yeşil alanları korumak
  • Organik gıdaları tüketmeye çalışmak / Ucuz fakat organik olmayan gıdalardan çok tüketmektense, fiyatı biraz yüksek fakat içeriği organik olan gıdalardan az miktarda tüketmek çok daha sağlıklı ve çevreci bir yaklaşım olacaktır.

Kurumlar karbon ayak izini düşürmek konusunda daha etkili ve kapsamlı adımlar atabilir. Örneğin;

  • Kurumsal sürdürülebilirlik politikaları geliştirmek ve sürdürülebilirlik performansını sürekli ölçerek raporlar yayınlamak
  • Etkin bir atık ve enerji yönetim sistemi kurmak
  • Çalışanlarına karbon ayak izi azaltımı konusunda eğitimler vermek, onların sürdürülebilirlik farkındalığını artırmak
  • Karbon kredileri alarak karbon ayak izini dengeleme çalışmları yürütmek
  • Enerji ihtiyaçlarını yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılamak
  • Tedarikçilerinin çevresel performanslarını denetlemek
  • Sorumlu yatırımcıların yatırımlarını çekmek
  • Atıkları azaltma, yeniden kullanma ve geri dönüştürme yaklaşımını tüm süreçlerine entegre etmek
  • Şirket araçları alımında / kiralamasında elektrik araçlara yönelmek

Karbon Ayak İzi Hakkında Daha Fazla Bilgi :

Karbon ayak izi, özellikle 2000’li yıllardan itibaren tüm dünyanın gündeminde olan bir kavramdır. Bu konuyla ilgili birçok uluslararası standart geliştirilmiş ve anlaşmalar yapılmıştır. Ülkeler de karbon ayak izi hesaplanması, doğrulanması ve raporlanması gibi konularda kendi yasa ve yönetmeliklerini çıkarabilmektedir.

Karbon ayak izi küresel ısınma ve iklim değişikliği ile doğrudan ilişkili olduğundan, bu konularda yürütülen çalışmaların da bir parçası olmaktadır. Örneğin, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması ile ülkelerden küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda çeşitli taahhütlerde bulunması istenmiştir. Ülkelerin bu konuda somut adımlar atabilmesi için öncelikle sera gazı emisyonlarını, yani karbon ayak izlerini doğru, tutarlı ve şeffaf bir şekilde ve güvenilir metotlarla hesaplaması gerekmektedir.

UNFCCC (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) ve IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli), doğrudan iklim değişikliği ile ilgili çalışmalar olsa da özünde karbon ayak izi hesaplamalarını da ilgilendirmektedir. Aynı şekilde BM Küresel İlkeler Sözleşmesi ve yine BM tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları da yine çevresel konulara temas etmekte ve detaylarında karbon ayak izi hesaplamalarına işaret etmektedir.

Kurumsal veya sektörel düzeyde, ürün veya hizmet bazında geliştirilmiş çok sayıda karbon ayak izi standardı mevcuttur. ISO 14060 serisinde yer alan standartlar bunlardan en önemlileridir. Örneğin ISO 14067 ürün karbon ayak izi hesaplamalarında kullanılmaktadır. ISO 14064 standart ailesi de kurumsal karbon ayak izi hesaplamalarında kullanılmakta ve toplamda üç bölümden oluşmaktadır. Bunların  dışında şu standartları sıralayabiliriz:

  • ISO 14065, sera gazı emisyonu beyanlarını doğrulayan ve onaylayan kuruluşlar için birtakım gereksinimler tanımlamaktadır.
  • ISO 14066, doğrulama ekipleri ve onaylama ekipleri için yeterlilik gereksinimlerini açıklamaktadır.
  • ISO 14069 da emisyonların ölçülmesinde ve bunların raporlanmasında şeffaflığı artırmak için kılavuzlar ve örnekler içermektedir.

Ürün bazında karbon ayak izi hesaplamalarında PAS 2050 standardını ve ayrıca Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi (WBCSD) ve Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) tarafından geliştirilen Sera Gazı Protokolü’nüde belirtmekte fayda var.

Yeryüzünde beşeri veya beşeri olmayan her türlü faaliyet bir karbon ayak izi oluşturur. Bugün bu konuyu çevresel bir problem olarak değerlendirmemizin nedeni, sera gazı emisyonlarının özellikle son yüzyılda çok yüksek oranda artmasıdır. Normal şartlarda sıcaklığı sabit kalması veya çok daha yavaş bir şekilde artması gereken atmosferimiz, insanoğlunun karbon ayak izi konusundaki duyarsızlığı sonucu hızlı bir şekilde ısınmaya başlamıştır. Adına küresel ısınma dediğimiz bu sorunun etkilerini azaltmak için öncelikle doğru karbon ayak izi verileri oluşturmamız gerekmektedir.

Gününümüzde, dünya nüfusunun artması, teknolojinin gelişmesi ve sanayileşmenin hızlanması karbon ayak izinin dünyanın her yerinde birçok farklı alanda artmasına neden olmuştur. Değişen dünya şartları, insanların yaşam biçimlerini, ihtiyaçlarını ve önceliklerini de değiştirmeye başlamıştır. Yeni sektörler ve çalışma alanları oluşmaya başlamıştır. Tüm bu gelişmeler, daha fazla sera gazı emisyonu, dolayısıyla yüksek karbon ayak izi meydana getirmektedir. Bu sorun ile mücadele etmek için özellikle şu konulardaki karbon ayak izi verilerini doğru bir şekilde tespit etmemiz gerekmektedir:

Ø  Elektrik tüketimi

Ø  Ulaşım; toplu taşıma, bireysel araç kullanımı, lojistik faaliyetleri

Ø  Beslenme; yeme-içme alışkanlarımız

Ø  Tarım ve hayvancılık

Ø  Tatil ve eğlence

Ø  Doğal gaz, kömür ve petrol gibi fosil kaynaklara bağlı olan sistemler, ürün ve hizmetler

Ø  Elektronik ev eşyaları kullanımı

Karbon ayak izi verileri, günümüzde her türlü ürün, süreç, hizmet ve faaliyet için hızlı, doğru ve tutarlı bir şekilde hesaplanabilmektedir. Bireysel olarak ne kadarlık bir karbon ayak izine sahip olduğumuzu çok kolay bir şekilde hesaplayabilir ve bunu düşürmek için aksiyon alabiliriz örneğin. Şirketler de faaliyetlerinden kaynaklı karbon ayak izi verilerini uluslararası standartlar ve mevzuatlara uygun bir şekilde hesaplayabilir. Üretim, satış, lojistik, pazarlama vb gibi süreçlerindeki karbon ayak izini bu veriler ışığında sürdürülebilir bir şekilde azaltabilir. Sürdürülebilirliği benimseyen şehirlerin de sera gazı emisyonlarını düşürmek için öncelikle doğru karbon ayak izi verileri oluşturduğunu, sonrasında bu verilere uygun sürdürülebilir politikalar geliştirdiklerini belirtmekte fayda var.

Karbon ayak izi kavramının tarihi aslında çok da eski değildir. Dünya gündemine ilk olarak 1990’lı yıllarda gelen bu kavram ile ilgili özellikle son yıllarda çok ciddi çalışmalar yürütülmektedir. Karbon ayak izi nasıl hesaplanır, karbon ayak izini kimler hesaplar, karbon ayak izi nasıl azaltılır gibi soruların cevabı için birçok standart geliştirilmiş, yasa ve yönetmelik çıkarılmıştır. Bugün baktığımızda karbon ayak izi hesaplama ile ilgili birçok farklı disiplinden çok sayıda profesyonelin çalıştığını görebiliriz.

Karbon ayak izi hesaplama, raporlama ve yönetme konuları sürdürülebilir kalkınmanın en önemli bileşenlerinden biridir. Bu nedenle, karbon ayak izi ve sera gazı emisyonları konusunda kamu ve özel sektör kuruluşlarının sürdürülebilirlik uzmanları ve / veya sürdürülebilirlik yöneticilerini görevlendirdiğini söyleyebiliriz. Bu konuyla ilgili kendi bünyesinde kurumsal sürdürülebilirlik uzmanı, bulunmayan şirketler de dışarıdan eğitim ve danışmanlık hizmeti almaktadır. Karbon ayak izi yönetimi ile ilgili danışmanlık hizmeti veren profesyonel kişi veya kurumlar, şirketlerin çevresel sürdürülebilirlik politikalarına da yön vermekte, bu alandaki görev ve sorumluluklarını yerine getirmesini sağlamaktadır.

Karbon ayak izi hesaplama hep teknik ve finansal yönleri olan bir konudur. Bu nedenle, konuyla ilgili farklı alanlardan akademisyenler, mühendisler ve ekonomistler çalışmaktadır. Günümüzde şirketler karbon ayak izlerini, dolayısıyla karbon maliyetlerini düşürmek için birçok çalışma gerçekleştirmektedir. Bu kapsamda, düşük karbon ekonomisine geçiş, döngüsel ekonomi, karbon piyasaları vb gibi konular, konuya teknik olduğu kadar finansal bir boyut da kazandırmaktadır. Bu da karbon ayak izi hesaplama çalışmalarında farklı disiplinlerden uzmanların yer almasını gerektirmektedir. Mühendisler ve iktisatçılar ilk akla gelen kişiler olurken karbon ayak izi hesaplamalarının yapıldığı sektöre, uygulamaya, ürün veya hizmete bağlı olarak farklı uzmanlar da bu sürece dahil olabilmektedir.

Karbon ayak izi sıfırlama, karbon nötr olma veya karbon dengeleme olarak da bilinmektedir. Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele kapsamında son yıllarda geliştirilen bu yaklaşım ile amaç net sıfır karbon ayak izi elde edilmesidir. Sera gazı emisyonlarının azaltılması ve halihazırda var olan emisyon oranı kadar karbonun atmosferden uzaklaştırılması ile karbon nötr olmak nihai hedeftir. Karbon ayak izi sıfırlama özellikle kurumsal bazda önemli bir çalışma olup günümüzde birçok şirketin çevresel sürdürülebilirlik politikalarının bir parçası haline gelmiştir.

Karbon ayak izi sıfırlama, özetle bir kurumun, şehrin ya da ülkenin, sera gazı emisyonlarının azaltılması amacıyla yürütülen projelerden kendi karbondioksit salımına karşılık gelecek kadar kredi alarak karbon dengelemesi yapması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda, karbon kredilerinin net sıfır karbon ayak izi hedefi bulunan kuruluşların ve ülkelerin hedeflerine ulaşmasında kritik bir öneme sahip olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü gelişen teknoloji ve sanayileşme ile kurumların karbon ayak izi değeri son yıllarda hızlı bir şekilde artmıştır. Karbon kredisi çalışmaları, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmek için kurumların sera gazı emisyonlarını sürdürülebilir şekilde telafi etmesine yardımcı olmaktadır.

Karbon ayak izi sıfırlama, emisyonların düşürülmesi ve karbon kredilerinin alınması seçeneklerinin yanında karbon yakalama / tutma ve depolama çalışmaları ile de mümkündür. Özellikle büyük fabrikalarda ve elektrik santrallerinde yanma prosesi sonucu atmosfere salınan karbondioksitin filtrelenip ayrıştırılarak depolanması ve daha sonra farklı amaçlarla kullanılması buna bir örnektir. Halihazırda enerji, kimya, otomotiv vb gibi ağır sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler, bu tür uygulamalar ile sera gazı emisyonlarını ciddi oranda düşürebilmekte ve net sıfır karbon ayak izi hedefleri için önemli mesafeler kaydetmektedir.

Karbon ayak izi sıfırlama için sürdürülebilirlik farkındalığının birey, kurum, şehir ve ülke bazında yaygınlaşması gerekmektedir. Çevreci teknolojilerin kullanımı, ormanlık alanların korunması ve geliştirilmesi, fosil kaynak kullanımının azaltılması ve yenilenebilir enerji uygulamalarının artırılması, etkin atık yönetimi sistemleri ile sera gazı emisyonlarının düşürülmesi mümkündür. Geriye kalan emisyonlar için de karbon kredileri kullanılabilir.

Karbon ayak izi yüksek olan ülkelere baktığımız zaman genelde ekonomi, sanayi ve askeri güçlerinin gelişmiş ve nüfuslarının yoğun olduklarını görmekteyiz. Bu bağlamda Çin ve ABD, en fazla sera gazı emisyonu olan ülkeler olup onları Avrupa Birliği, Hindistan, Rusya, Japonya vb gibi ülkeler izlemektedir. Türkiye karbon ayak izi yüksek sayılabilecek bir ülke olup dünya sıralamasında 2018 itibariyle 20. sıradadır[1]. UNFCCC raporlarına göre üretim temelli emisyonlar bakımından Türkiye karbon ayak izi aynı yıl için 426 MtCO2e’dir[2].

Türkiye karbon ayak izi değerini diğer ülkelerle karşılaştırırken toplam CO2 emisyonu ve kişi başı emisyon değerleri olarak ayrı ayrı karşılaştırmakta fayda var. Örneğin, Türkiye’de kişi başı CO2 emisyonu miktarı 2019 yılında 5,01 ton olmuştur[3]. Toplam sera gazı emisyonu yüksek olan Türkiye’nin kişi başı karbon ayak izi konusunda listede daha olumlu bir sıralamaya sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye karbon ayak izini düşürme konusunda 2015 yılında imzalanan Paris Anlaşması’nda belirli taahütlerde bulunmuştur. Türkiye’nin, küresel ısınmayı 2oC’nin altında, tercihen en fazla 1,5oC ile sınırlandırmak için karbon ayak izi değerini düşürmesi gerekmektedir. Bunun için çok ciddi potansiyeli mevcuttur. Zira, güneş ve rüzgar enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımları bakımından dünyanın en verimli alanlarına ev sahipliği yapmaktadır. Bu tür yatırımlar ile fosil kaynaklara olan bağımlılığını azaltabilir ve kalabalık nüfusunun enerji ihtiyacını yeşil teknolojiler ile karşılayabilir.

Türkiye karbon ayak izini doğru bir şekilde yönetebilmek ve zamanla azaltabilmek doğru çevre politikaları geliştirmelidir. Bunlar arasında kurumların sürdürülebilirlik performanslarını artıracak uygulamalar, sürdürülebilirlik ve çevre eğitimleri gibi çalışmalar kritik öneme sahiptir. Türkiye karbon ayak izi bakımından halihazırda dünyaya örnek bir ülke olamasa da ülkemizde kurumsal sürdürülebilirliğe önem veren ve dünyanın en çevreci şirketleri arasına girebilen ve bu alanda çeşitli ödüller alan işletmeler mevcuttur. Türkiye yönetimi bu şirketleri desteklediği takdirde karbon ayak izini istenilen seviyelere düşürme noktasında önemli bir adım atmış olacaktır.

Ürün karbon ayak izi, bir ürünün yaşam döngüsü boyunca neden olduğu sera gazı emisyon miktarıdır. Bu hesaplama yapılırken bir ürünün kaynağından hammadde olarak çıkarılıp çeşitli aşamalardan geçerek son kullanıcıya sunulması ve kullanım ömrünü tamamlamasına kadar geçen tüm süreç esas alınmaktadır. Bu bağlamda, bir ürüne ait üretim, tedarik zinciri, satış vb gibi süreçler; ayrıca, kullanıldıktan sonra atık olarak değerlendirilme aşamaları ürün karbon ayak izi hesaplamalarına dahil edilmektedir.

Ürün karbon ayak izi, çevresel olduğu kadar sosyal ve ekonomik yönleri de olan bir konudur. Fakat günümüzde ürün karbon ayak izi konusunda referans alınan ISO 14067 standardı, sadece çevresel etkilere odaklanmaktadır. Bunun yanı sıra, BSI tarafından yayınlanan PAS 2050 standardından da bahsetmekte fayda var. PAS 2050 de çeşitli ürün ve hizmetlerin yaşam döngüsü içerisindeki sera gazı emisyonlarının hesaplanması konusunda genel bir çerçeve çizmektedir. Bu çalışmalar, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele kapsamında şirketlere ürün ve hizmet tasarımı süreçlerinde yol göstermektedir.

Günümüzde, farklı amaçlarla kullandığımız her ürünün belirli bir karbon ayak izi mevcuttur. Bu konuda hesaplama yapılırken beşikten mezara yaklaşımı kullanılmaktadır. Yani bir ürünün kaynağından ilk defa çıkarılmasından ömrünü tamamladıktan sonra atık olarak bertaraf edilmesine kadar tüm aşamalar hesaplamaya dahil edilmektedir. Örneğin, bir ürün son kullanımda çevreci / yeşil olabilirken, satışa sunulmasına kadar geçen süre boyunca yüksek miktarda sera gazı emisyonuna neden olmuş olabilir. Aynı şekilde, geri dönüştürülmesi ve doğada çözülmesi zor olduğundan kullanıldıktan sonra dolaylı bir karbon ayak izi oluşturabilmektedir. Ürün karbon ayak izi kavramı bu konuda tutarlı çalışmalar yapılabilmesi için geliştirilmiştir. Bu çalışmalar ile iklim değişikliği mücadelesine sürdürülebilir katkılar sunulması hedeflenmektedir.

Karbon ayak izini hesaplamak şirketlere daha etkin çevre politikaları oluşturmaları konusunda bir yol haritası çizmektedir. Şirketler kurumsal karbon ayak izi ölçümü yaparak hangi alanlarda daha fazla sera gazı emisyonuna neden olduklarını tespit edip yeni hedeflerini ve yol adımlarını bu doğrultuda belirleyebilir. Böylelikle hem çevresel maliyetlerini düşürebilir hem de faaliyetlerini kurumsal sürdürülebilirlik ilkelerine uygun hale getirebilir.

Karbon ayak izi hesaplamak şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk performanslarını da iyileştirmekte; bu da yeni pazarlar, yeni ürün ve hizmetler ve yeni yatırımcılar anlamına gelmektedir. Karbon ayak izi hesabını şeffaf ve tutarlı bir şekilde yapan ve raporlayan şirketler marka imajını da güçlendirmekte ve paydaşları nezdinde saygınlığını artırmaktadır.

Şirketlerin sera gazı emisyonları arasında en önemli paydayı ısınma, elektrik, ulaşım vb gibi amaçlarla tüketilen enerji kaynakları oluşturmaktadır. Çünkü günümüzde birçok şirketin bu konuda fosil kaynaklara olan bağımlılığı hala sürmektedir. Karbon ayak izi yönetimi şirketlerin enerji verimliliği odaklı ürün, hizmet ve süreç geliştirmesine de yardımcı olmaktadır.Böylelikle, olumsuz çevresel etkiler azalırken, enerji kaynaklarının verimsiz bir şekilde kullanımından kaynaklı giderlerden de tasarruf edilebilmektedir.

Karbon ayak izi hesaplamaları, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ilgili küresel ölçekte belirlenen hedeflere ulaşılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü sera gazı emisyonlarının sürdürülebilir bir şekilde azaltılması için öncelikle doğru yöntem ve tekniklerle ölçülmesi gerekmektedir. Karbon ayak izi hesaplamaları da bu konuda önemli bir kilometre taşı olmaktadır.